
Ararken Fısılda
Video 6'25' & dijital baskı fotoğraf, 2024
Sergi yerleşim görselleri:
Bulut, Kaldırım Taşı, Islık - Tohum Sanat Alanı, 2024
“Bazen bir şeyi defalarca bilmek gerekir. Bazen unuturuz, sonra hatırlarız. Sonra unuturuz, sonra hatırlarız. Sonra
yine unuturuz.
Maggie Nelson, Argonautlar
Urla’nın ortasından akarak kasabayı doğu-batı yönünde ayıran Akpınar Deresi, 1920’lerde Türk ve Rum mahallerini birbirinden ayırsa da, Urla’nın çarşı ve pazar yerleri farklı kültürleri birleştiren; toplumsal etkileşimin dinamik mekanlarını oluşturuyordu. Malgaca Ovasının ürünlerinin alınıp satıldığı pazar yeri “Malgaca Pazarı” ve yanında bulunan “Tarihi Arasta Çarşısı” ticaretin ve alışverişin ötesinde kahvehaneleri, dinlenme alanlarıyla da birbirinin içine geçen, birbirinden öğrenen, etkilenen ve bütünleşen kültürlerin de mekanıydı.
Evliya Çelebi, 17. yy’da yazdığı Seyahatname’sinde Urla’da sultan çarşısı diye adlandırdığı bir çarşının ortasında kahvehanelerin köşesinde iki insanın ancak kucaklayabileceği ve bütün çarşının ana caddesini güneş girmeyecek kadar kaplayan üzerinde 37 çeşit üzüm olan büyülü güzellikte bir asmadan bahseder. 37 sayısı manevi bir rehberliğin de sembolüdür. Bu sayı bağlılık, iletişim, güven, saygı, anlayış, şefkat ve aşk gibi kavramlarla ilişkilendirilir.
Seyyahın betimlemesiyle anıtsallaştırılan bu asma ağacı, bazı kültürlerde yaşam döngüsü ve yeniden doğuşu temsil eder. Asma ağacının döngüsel gelişimi, doğanın sürekli yenilendiğinin de göstergesidir.
Ararken Fısılda* çalışması, günümüzün değişen ve yenilenen kültür yapısına rağmen Tarihi Arasta’da çalışmayı sürdüren esnaf ve çarşıdakilerle birlikte kaldırım taşlarının arasında bu anıtsal asmayı ararken, yaşamın döngüsel bir anına yeni bir deneyim katmanı ekliyor. İnsanın doğayla kurduğu ilişkiyi ve doğayı anıtsallaştırmasının altında yatan anlamları üzerine düşünürken, mekanın günümüz bağlantılarıyla hafızayı yeniden çağırmaya niyetleniyor. Asmayı hayal etmenin, hatırlamaya çalışmanın verdiği heyecan ve iletişimle kamusal alanda yeni bir retorik alan inşa ediyor.
*Çalışma ismini A.Sedef Tunçağ’ın “Urla Belge ve Anılarla” kitabında bahsedilen şu cümleden alıyor: "Rumlar, bağın yaşayan bir ruhu olduğuna inanırdı. Temmuz ayının öğle sıcaklarında bağa girilmesine izin verilmez, öğle uykusunda olan bağın uyanmasından çekinilir, hatta bağ çevresindekiler fısıltıyla konuşurdu.”






Asmanın Peşinde I Retorik bir arayış
Video : 6'25''
Kamusal mekanda sözün, imgelerin, biçimlerin ve görsel anlatımın nasıl anlam ürettiğini; insanlarla nasıl ilişki kurduğunu ve nasıl bir etki yarattığını araştıran bu çalışma Urla Arastası'ndaki esnafla yapılan görüşmeleri içerir.

Sergi Hakkında:
BULUT I KALDIRIM TAŞI I ISLIK
19 Ekim- 30 Kasım 2024
TOHUM Sanat Alanı, Urla
Sezgi Abalı, Behçet Aktaş, Neda İsmail Atar, Selin Atik, Levent Ayata, Günseli Baki, Gülderen Depas, Ersan Deveci Gökay Gedik, Ali Kanal, Hakan Kırdar ve Tohum Atölye Kolektifi: Cenk, Macar, Dane Rasgen, Paulina Özlem Pazarlıoğlu
Bir Yunan tarihçi, coğrafyacı ve yazar olan Herodot, İyonların yerleştiği coğrafyanın kentleri için ”Yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzünün altında, en güzel iklimde kurulmuşlardır.” der. Ona göre ne daha kuzeydeki bölgeler ne de daha güneyde kalanlar İyonya ile bir tutulamazlar. 12 antik İyon kentinden biri olan Klazomenai’nin de içinde bulunduğu Urla; coğrafyasıyla, iklimiyle, sosyo- kültürel ve toplumsal dokusuyla, tarımsal üretimi ve deniz ticaretiyle Akdeniz havzasında yüzyıllardır önemli bir konumda var olmuştur.
Urla’nın son yıllarda geçirdiği değişim ve dönüşüme, kamusal alanları odağına alacak şekilde, geçmişi ışığında bugün bulunduğumuz yerden bakmak niyetiyle kurgulanan sergi, tarihsel perspektifte kamusal alanları üzerinden Urla’yı merkezine alıyor. Sergideki yapıtlar, farklı üretim pratiklerinden gelen sanatçıların, çoğunlukla bu sergi için üretilmiş fotoğraf, belge, video, hazır ve buluntu nesnelerden oluşan duvar, yer ve tavan yerleştirmelerinden oluşuyor.
Küratöryel Organizasyon:
Hakan Kırdar ve Sezgi Abalı







