1/3

c

Eril bir şiddet türü olan savaştan ve savaşların sebep olduğu göçten en çok mağdur olan, en derinden etkilenenler hiç kuşkusuz kadınlar ve çocuklar. Savaş yüzünden ülkesini terk etmek zorunda kalan kadınların bu süreçte bedenleri üzerinden istismar edilmesi de eril şiddetin bir ürünü. 

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (UNHCR) göre göç sürecinde Suriyeli kadınların yaşadıkları sorunlardan bazıları:

 

  • Mülteci kız çocukları ve kadınların ülkelerinden kaçışlarının öncesi ve esnasında sığınma ülkesinde fiziksel ve cinsel saldırıya, istismara uğramaları

  • Eşlerinin istismarı ve terki

  • Silahlı çatışmaya zorlanmak ve zorla askere alınmak

  • Cinsel sömürü ve fuhuş 

  • Toplu tecavüz ve hamile bırakılmak 

  • Sınırdan geçişler sırasında çeteler ya da sınır görevlileri tarafından cinsel saldırı 

  • Geri dönüşlerinden sonra fiziksel ve cinsel saldırı ve istismar

  • İnsan tacirleri, köle ticareti yapanlar tarafından yakalanma tehlikesi

  • Geri dönüşlerde bir çeşit ceza olarak cinsel taciz 

  • Yasal statüyü düzene sokmak için cinsel zorbalık 

  • Kişi olarak tanınmamak

  • Karar alma süreçlerinin dışında bırakılmak

 

Göç ettikleri ülkede bir yandan yeni bir yaşam kurmaya çalışırken diğer yandan ötekileştirilme ve yoksullukla mücadele eden mülteci kadınlar, savaştan etkilenmiş çocuklarının zorlu bakımlarıyla da ilgilenmek zorundalar. 

Türkiye Milli Pediatri Derneği’ne göre:

 

  • Türkiye’ye sığınan her dört mülteci çocuktan üçü, ailesinden birini savaşta kaybetti.

  • Üç çocuktan biri fiziksel şiddete uğradı.

  • Üç çocuktan ikisi, ailesinden bir yakının fiziksel şiddete maruz kaldığını kendi gözleriyle gördü.

  • Çocukların yüzde 35’i travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor ve yüzde 49’u depresyonla mücadele ediyor.

©2015 by Günseli Baki

ALL RIGHTS RESERVED